Sayın meslektaşım size bu konuda hak veriyorum. İcra dairelerinin şu an ki durumu Türk Hukuku'nun kanayan yarasıdır. Çünkü sistem işlerliğini kaybetmiş durumdadır. Her isteyen başıboş bir şekilde istediği icra dairesine girebilmekte, istediği dosyayı kimseye sormadan inceleyebilmekte gerektiğinde dosyanın içinden istediği evrakı almakta ve tüm bunları icra memurlarının gözü önünde yapabilmektedir. İş yoğunluğu ve stresinden bunalmış durumda olan icra memurları ise icra dairesine giren çıkanı ve dosyaların güvenliğini takip etmekte bir hayli zorlanmaktadır. Oysa bunun yerine biraz daha fazla icra memuru istihdam edilse, örneğin her icra dairesine fazladan birkaç icra memuru ayırılsa sistem biraz daha rahat çalışır hale gelecektir. Önümüzdeki ekonomik krizle yoğunluğun artacak olması kendini daha bugünden hissettiren bu istihdam probleminin çözülmesini zorunlu kılmıştır. Bunun dışında yozlaşmış sistemin ve büyük yoğunluk sonucu işlerin görülemez hale gelmesi icra dairelerinde devletin memurları için de bir kazanç kapısı olmuştur. İşlerinin yapılmasını çaresiz bir şekilde bekleyen avukatlar artık katip şeklinde dosya tanzim eder, kırtasiye işleriyle uğraşır ve icra memurlarına işlerinin yapılması için para öder hale gelmiştir. Oysa İcra İflas Kanunu'nda ödeme emrini icra müdürlüğü'nün düzenlemesi ve borçluya gönderilmesi ilkesi mevcuttur. Ancak söz konusu durum avukatlar açısından bunu bir zorunluluk haline getirmektedir. Haciz esnasında olay yerinde bulunacak kolluk kuvvetinin bırakınız haciz için yetiştirilmelerini, sadece orada bulunmalarını sağlamak bile para vermeden imkansız hale gelmiştir. Avukatların bu gibi işlemlere alet edilmesi mesleğin saygınlığına gölge düşürmektedir. Avukatların icra dairelerindeki memurlarla, işlerini yaptırmak için "abla", "abi" şeklinde hitap ilişkisine girmeleri avukat mesleğinin saygınlığı ile bağdaşmaz nitelikte davranışlardır. İşte bu ve benzeri sistemin işleyişini darmadağın eden problemlerin kökten çözülmesi için Adalet Bakanlığı'nın ve hükümetin gerekli düzenlemeleri harekete geçirmesi, Türkiye Barolar Birliği'nin meslek etiği ve saygınlığının korunması açısından bu konuda çalışmalar yapması muhakkak gereklidir. Saygılar..
Konu Av. Emre Heper tarafından (16 March 2009 Saat 02:15 ) değiştirilmiştir..
|