Hukuk Forum

Geri git   Hukuk Forum > Hukuk Hakkında Herşey > Hukuk Ders Notları

Hukuk Ders Notları Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku, İdare Hukuku, Ceza Hukuku, Anayasa Hukuku, İş Hukuku, İcra İflas Hukuku, Miras Hukuku, Kıymetli Evrak Hukuku, Hukuk Başlangıcı, Medeni Usul Hukuku Ders Notları

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 22 October 2010, 23:55
Dilruba Kayı Dilruba Kayı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yönetici
 
Üyelik Tarihi: 27 September 2010
Nereden: ANKARA
Mesajlar: 91
Standart Ceza Hukuku Genel Hükümler Ders Notları

YENİ TCK’NUN HAZIRLANMASINDA ESAS ALINAN
SUÇ TEORİSİ

İzzet ÖZGENÇ

SUÇ

Suç, bir haksızlıktır.


Her suç, bir haksızlık teşkil eder.


Ancak, her haksızlık, suç oluşturmaz.
Suç, bir hukuki değer ihlalini ifade eder.
Temelinde hukuki değer koruması olmayan bir suç tanımı olamaz.
Hukuki değer, bir hukuk toplumunda geçerli olan değerleri ifade eder ve dayanağını, davranış normları oluşturur.
Belli bir kişiden soyut olan hukuki değer,
a) ceza kanununda suçların tasnifi açısından Kanun koyucuya yol gösterir;

b) uygulamacı açısından, suç tanımının yorumunda baş vurulacak en önemli enstrümanı oluşturur.


SUÇUN UNSURLARI

Haksızlık olarak suçun;


a) maddi unsurları,

b) manevi unsurları,

c) hukuka aykırılık unsuru,

bulunmaktadır.


SUÇUN MADDİ UNSURLARI


Fiil
Netice
Nedensellik bağı
Fail
Konu
Mağdur
Fiil

Fiil;
- icrai davranışla,

- ihmali davranışla,

işlenebilir.

Fiil, ancak bir insan tarafından gerçekleştirilebilen bir davranıştır.
Ancak, her insan davranışı, fiil niteliğini taşımamaktadır.


Tek bir fiille işlenebilen suçlar.
Fiilin doğal anlamda tekliği ve hukuki anlamda tekliği kavramları.
Birden fazla fiille işlenebilen suçlar.
- çok hareketli suçlar.

- seçimlik hareketli suçlar.

- mütemadi suçlar.


Çok hareketli suç

Örnekler:
- yağma (m. 148),

- dolandırıcılık (m. 157),

- özel belgede sahtecilik (m. 207)



Seçimlik hareketli suç

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (m. 165),
Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin imal, ithal veya ihraç edilmesi (m. 188, f. 1),
Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin satılması, nakledilmesi, depolanması, satın alınması, … (m. 188, f. 3),
Parayı sahte olarak üretmek, ülkeye sokmak, nakletmek, muhafaza etmek, tedavüle koymak (m. 197, f. 1).

Mütemadi suç

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (m. 109, f. 1),
Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgütü yönetmek, bu örgüte üye olmak (m. 220, f. 1, 2),
İşkence veya eziyet (m. 94, 96),
Girilen konuttan çıkmamak suretiyle işlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçu (m. 116, f. 1),
Elektrik enerjisine yönelik hırsızlık suçunun işlenmesi (m. 141, f. 2; m. 142, f. 1, bent f),
Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin imali, nakledilmesi, depolanması (m. 188, f. 3).

Netice

Suçun kanuni tanımında belirtilen netice.
Netice, fiilin bir alt unsurunu değil; fiilden ayrı olarak, suçun maddi unsurlarından birini oluşturur.
“Neticesi harekete bitişik suç” ifadesi doğru değildir.


Nedensellik (illiyet) bağı

Nedensellik bağı, icra edilen fiil ile meydana gelen netice arasındaki sebep – sonuç ilişkisini ifade eder.
Nedensellik bağı, doğal bir olgudur.
Nedensellik bağı, sorumluluk alanında değerlendirilebilecek davranışların belirlenmesini sağlar (sınırlama fonksiyonu).

Nedensellik bağı sadece icrai davranışlarla işlenen fiiller açısından söz konusu olabilir.
Sorumluluğun belirlenmesinde fiilin neticenin oluşumu üzerindeki nedensellik etkisi bakımından bir ayırım yapılamaz (765 s. TCK, m. 451).
Nedensellik bağının kesilmesi sorunu.

Fail

Ancak gerçek kişiler, suçun faili olabilir.
Suç tanımında, fail olan kişide insan olmanın dışında başka özel nitelikler de aranabilir.
Özel faillik vasfı:
- Kamu görevlisi

- Sağlık mesleği mensubu

gibi.

Özgü (mahsus) suç.


Özel faillik vasfı;
a) Suçun temel şekli bakımından bir unsur,

b) Suçun nitelikli şekli bakımından bir unsur,

olabilir.

Özel faillik vasfı, suça iştirakte sorumluluk statülerinin belirlenmesinde büyük bir önem taşımaktadır
(Bağlılık kuralı, m. 40).

Konu

Her suçun mutlaka bir konusu vardır.
Bazı suç tanımlarından, konuyu bir nesnenin oluşturduğu, açık bir şekilde anlaşılmaktadır.
Örneğin,
- hırsızlık suçunda “taşınır bir mal”,

- mala zarar verme suçunda “taşınır veya taşınmaz mal”,

- güveni kötüye kullanma ve zimmet suçunda “mal”

gibi.

Bazı suçlarda, konu ile mağdur, iç içe olmakla birlikte, aynı şeyler değildir.
Örnek:
- Kasten yaralama suçunda, mağdur, yaralanan kişidir; konu ise, bu kişinin vücududur.

- Hakaret suçunda, mağdur, hakaret edilen kişidir; konu ise, bu kişinin şerefidir.


Korunan hukuki değerle, suçun konusunu birbirine karıştırmamak gerekir.
Hukuki değer, belli bir kişiden soyut bir kavramdır.
Konu ise, somut bir şeydir ve bazı suçlarda belli bir kişi ile irtibatlıdır.
Örnekler:
- Kasten yaralama suçunun konusu, yaralanan kişinin vücududur; bu suça ilişkin tanımla korunan hukuki değer ise, kişilerin vücut dokunulmazlığıdır.

- Hakaret suçunun konusu, hakaret edilen kişinin şerefidir; bu suça ilişkin tanımla korunan hukuki değer ise, kişilerin şerefli, onurlu ve saygın olmasıdır.

- Çevreyi kirletme suçlarının konusu, çevreyi oluşturan toprak, su ve havadır. Buna karşılık, bu suçlarla korunan hukuki değer, kişilerin sağlıklı, ekolojik dengesi bozulmamış bir çevrede yaşama hakkıdır.

Korunan hukuki değer, suçun işlenmesiyle ihlal edilmektedir.
Buna karşılık, suçun işlenmesiyle, suçun konusuna zarar verilmekte veya tehlikeye maruz bırakılmaktadır.
Zarar suçu – tehlike suçu ayırımı.
Soyut tehlike suçu – somut tehlike suçu ayırımı.
Soyut tehlike suçları
- Terk (m. 97),

- Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi (m. 98),

- Suç işlemeye alenen tahrik (m. 214),

- Suçu ve suçluyu övme (m. 215),
- Somut tehlike suçlarında failin cezalandırılabilmesi için, suçun kanuni tanımındaki fiilin yanı sıra, somut tehlikenin gerçekleşmesi gerekir.
Örnekler: m. 170, 171, 172, 173, 175, 176, 177, 178, 179, 216, 217, 220, 319.
Objektif cezalandırılabilme şartı olarak, somut tehlike kavramı.

Mağdur

Her suçun mutlaka bir mağduru vardır; mağdursuz suç olmaz.
Ancak gerçek kişiler suçun mağduru olabilir.
Tüzel kişiler, bir suçtan ancak zarar gören olabilir.
Mağdur ile suçtan zarar gören kavramları, aynı şeyler değildir.
Bu bakımdan, örneğin devlet, bir suçtan zarar gören olabilir; ancak, mağdur olamaz.
Mağdur ile suçun konusu da, aynı şeyler değildir.


Suç tanımında, mağdur olan kişide insan olmanın dışında başka özel nitelikler de aranabilir.
Suçun mağduru;
- kamu görevlisi,

- çocuk,

- kadın,

- yargı görevini yapan,

- faille belli bir akrabalık ilişkisi içinde bulunan kimse,

olabilir.



Bazı suçlarda mağdur, belli bir kişi veya kişilerdir.
Ancak, bazı suçlarda mağdur, belli bir kişi değil, toplumu oluşturan herkestir.
Örneğin;
- rüşvet suçunda,

- çevre suçlarında,

- genel tehlike suçlarında,

mağdur, toplumu oluşturan herkestir.


Nitelikli unsurlar

Kanunda önce bir suçun temel şekli tanımlanmaktadır.
Kanunda ayrıca, suçun bu temel şekline nazaran cezanın artırılmasını veya azaltılmasını gerektiren nitelikli unsurlara da yer verilmektedir.

Bu unsurlar;
a) Fiilin işleniş tarzı bakımından,

b) Fiilin işlendiği yer veya zaman bakımından,

c) Failin vasfı bakımından,

d) Mağdurun vasfı bakımından,

e) Fail ile mağdur arasındaki ilişki bakımından,

f) Suçun konusu bakımından,

g) Fiilin işlenişiyle güdülen amaç bakımından,

nitelikli unsurlar olarak tasnife tabi tutulabilir.

Bu sistemde, “ağırlatıcı sebepler” ve “hafifletici sebepler” kavramları terkedilmiştir.

SUÇUN MANEVİ UNSURLARI

Kast
Taksir
Kast – taksir kombinasyonu
(Netice sebebiyle ağırlaşmış suç)

Amaç veya saik

Kast

Suçlar, kural olarak ancak kasten işlenebilir.
Kast, bir haksızlığın bir gerçekleştiriliş biçimidir (haksızlık şekli olarak, kast).
Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (m. 21, f. 1).
Kast,
- suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların somut olayda gerçekleşmekte olduğunun,

- somut olayda, bir hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarının gerçekleştiğinin,

bilinmesini ifade etmektedir.

Kast, suçun icrası sırasında var olmalıdır.


Kast, aynı zamanda suçun unsurlarının somut olayda gerçekleşmesi yönündeki iradeyi de gerektirmektedir.
Ancak, bu irade, kusurluluk bağlamında aranan “kişinin davranışlarını hukukun icaplarına göre yönlendirme yeteneği”nin varlığını gerektirmez.
Kast kapsamında aranan irade, insan davranışının mutlak kuvvetin (vis absoluta) etkisinde gerçekleşmemesini gerektirmektedir.
Kast, doğrudan kast ve olası kast olarak ikiye ayrılmaktadır.


Doğrudan kast, bir suçun kanuni tanımındaki unsurların somut olayda gerçekleşmekte olduğunun muhakkak addedildiği hallerde söz konusudur.
Olası (muhtemel, gayrimuayyen) kast, bir suçun kanuni tanımındaki unsurların somut olayda gerçekleşmekte olduğunun muhtemel addedildiği hallerde söz konusudur (m. 21, f. 2).
Kişi, örneğin neticenin gerçekleşmesini muhtemel addetmekle birlikte, bunun gerçekleşmemesi için özel bir çaba göstermemektedir. Fail, örneğin neticenin gerçekleşmesine katlanmaktadır.
Olası kast, sadece netice açısından değil, suçun diğer unsurları bakımından da söz konusu olabilir.

Bir suç, kural olarak, hem doğrudan kastla hem de olası kastla işlenebilir.
Bir suçun kanuni tanımında, maddi unsurlardan bir kısmı ile ilgili olarak, “bilerek”, “bildiği halde”, “bilmesine rağmen” gibi ifadelere yer verilmişse; bu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir.
Yeni TCK’nun sisteminde, suçun olası kastla işlenmesi halinde; temel cezada belli bir oranda indirim yapılmaktadır (m. 21, f. 2; m. 61, f. 1, 2).

Taksir

Taksir de, kast gibi, haksızlığın bir gerçekleştiriliş biçimidir (bir haksızlık şekli olarak, taksir).
Kanunda açıkça hüküm bulunduğu takdirde, taksirle işlenen haksızlıklar suç oluşturabilir (m. 22, f. 1).
Taksirli suçun haksızlık unsurunu, dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali oluşturmaktadır (m. 22, f. 2).


Dikkat ve özen yükümlülüğü, belli bir faaliyetin icrasıyla ilgili olarak, kişilerden soyut bir gereklilik yargısını ifade etmektedir.
Taksirli davranış, bir yükümlülük ihlalini gerektirmektedir.
Kişinin hayatına ve vücut dokunulmazlığına ilişkin davranış normları, bu yükümlülüğün kaynağını oluşturmaktadır.

Dikkat ve özen yükümlülüğüne ilişkin kurallar, örneğin,
- trafik düzeni açısından, 13.10.1983 t. ve 2918 s. “Karayolları Trafik Kanunu”nda,

- iş güvenliği açısından, 4.12.1973 t. ve 7/7583 s. Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü”nde,

- tıbbi müdahale ve operasyonlar açısından, 11.4.1928 t.ve 1219 s. “Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun”, Bakanlar Kurulu’nun 13.1.1960 t. ve 4/12578 s. Kararı ile kabul edilen “Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi”, Sağlık Bakanlığı “Hasta Hakları Yönetmeliği”, Türk Tabipler Birliği’nin 47. Genel Kurulunda 10-11 Ekim 1998 tarihinde kabul edilen “Hekimlik Meslek Etiği Kuralları”nda,

- aile bireyleri arasındaki ilişkiler açısından, Türk Medeni Kanununda,

belirlenmiştir.

Taksirli haksızlıktan dolayı sorumluluk için, failin, kendi bilgi ve yetenekleri itibarıyla, dikkat ve özen yükümlülüğünün gereklerini yerine getirebilecek durumda olması gerekir.
(taksirli haksızlıklarda kusurluluk)

Fail, suçun kanuni tanımındaki neticenin gerçekleşmesini öngörmemiştir (m. 22, f. 2). Ancak, “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmemiş olsaydı, bu neticeyi öngörebilirdi” şeklinde bir yargıya varmamız durumunda, kusurunun varlığı sonucuna ulaşmaktayız.


Taksirli suçtan dolayı cezanın miktarının belirlenmesinde de kişinin kusuru göz önünde bulundurulur (m. 22, f. 4).
Taksirli suçtan dolayı temel ceza, suçun kanuni tanımındaki cezanın alt ve üst sınırı arasında belirlenecektir.
Temel cezanın belirlenmesinde, cezanın alt sınırının altına inilemeyecektir.




Meydana gelen neticeden sorumluluk için, buna dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışla sebebiyet verilmelidir. Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışın olmadığı hallerde, meydana gelen neticeden dolayı ceza hukuku sorumluluğu söz konusu değildir.
Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışın varlığı halinde, bu yükümlülüğe uygun davranılsaydı dahi netice gerçekleşecekti şeklinde bir mantıkla sorumluluktan kurtulmak mümkün değildir.
Failin gerçekleştirdiği taksirli davranışa bir başkasının taksirli davranışı eklenmiş olabilir. Bu gibi durumlarda, herkes kendi taksirli fiilinden dolayı, kusurunun ağırlığına göre sorumlu tutulacaktır (m. 22, f. 5; m. 61, f. 1, bent f).
TCK’nun suça iştirake ilişkin kuralları, taksirli suçlar açısından uygulanmaz.
Taksirli suçlarda şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep (m. 22, f. 6).


Bilinçli taksir sorunu

Yeni TCK’nda bilinçli taksirle ilgili tanıma yer verilmiştir:
“Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır” (m. 22, f. 3).

Olası kastla bilinçli taksirin ortak özelliği; neticenin öngörülmüş olmasıdır.

Olası kastan farkı ise, öngörülen neticenin gerçekleşmesinin istenmemesidir. Olası kastta ise, netice istenmemiş değildir; yani neticenin gerçekleşmesine katlanılmıştır.
Yeni TCK’nun sisteminde, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde; taksirli suçun cezasında belli bir oranda artırma yapılarak, temel ceza belirlenmektedir (m. 22, f. 3; m. 61, f. 1, 2).

Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar

Temel suç, kasten işlenir. Ancak, kastedilenden daha ağır veya başka bir netice gerçekleşir.
Kişinin, meydana gelen neticeden dolayı sorumlu tutulabilmesi için, bu netice açısından en azından taksire dayalı kusurunun varlığı gereklidir (m. 23).
Bu sistemde,
- nedensellik bağı temelli sorumluluk izahından,

- objektif sorumluluktan,

vazgeçilmiştir.

Örnek:
- A, B’yi yaralamak kastıyla hareket eder; ancak, işlenen fiil neticesinde B ölür.
Meydana gelen ağır veya başka netice açısından fail çoğu zaman olası kastla hareket eder.
Bu durumda, failin olası kastla gerçekleştirdiği ağır neticeden dolayı sorumlu tutulması gerekir.
- Üzerinde deney yapılan kişinin ölmesi (m. 90, f. 5),

- İşkence yapılan kişinin ölmesi (m. 95, f. 4),

- Kasten yaralama fiilinin mağdurun vücudunda ağır etkiler bırakması (m. 87, f. 1 – 3).

Yeni TCK’nun sisteminde kasten yaralama sonucunda mağdurun ölmesi dolayısıyla netice sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre sorumluluk için (m. 87, f. 4); fiilin, kasten yaralama suçunun temel şeklini oluşturacak ağırlıkta (m. 86) olması gerekir.
Hafif yaralama (m. 88, f. 1) sonucunda (örneğin karın boşluğuna vurulan bir yumruğun etkisiyle) mağdurun ölmesi halinde, meydana gelen ölüm neticesinden ancak taksirle öldürme suçuna göre (m. 85, f. 1) sorumluluk söz konusu olabilir.

Amaç veya saik

Bazı suç tanımlarında, suçun unsurlarına ilişkin kastın yanı sıra, failin belli bir amaç doğrultusunda veya belli bir saikle hareket etmesi, bir manevî unsur olarak aranmaktadır.
.

Amaç veya saik, bazı tanımlarda, suçun temel şekli açısından aranan bir manevî unsurdur.


Örneğin,
- “Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt” kurmak veya yönetmek (m. 220, f. 1; ayrıca bkz. m. 78, f. 1; m. 314, f. 1),

- İnsanlığa karşı suçlar açısından, belli fiillerin “siyasal, felsefî, ırkî veya dinî saiklerle” (m. 77, f. 1) işlenmesi,

- Göçmen kaçakçılığı suçu açısından, “maddî menfaat elde etmek maksadı” (m. 79, f. 1),

, f. 1),

- Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu açısından “gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacı” (m. 281, f. 1),

- Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu açısından, bu değerlerin “gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla” hareket edilmesi (m. 282, f. 1).

Amaç veya saik, bazı suçlarda, suçun nitelikli şekli açısından aranan bir manevî unsurdur.
Örnek:
- Kasten öldürme suçunun “bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla” veya “kan gütme saikiyle” ya da “töre saikiyle” (m. 82, bent h, i, j),

- Hırsızlık, yağma ve dolandırıcılık suçlarının “bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla” (m. 144, bent b; m. 150, f. 1; m. 159),

- Mala zarar verme suçunun “sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak” (m. 152, f. 1, bent g),

- Belgede sahtecilik suçunun “bir hukukî ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla” (m. 211),

işlenmesi.

HUKUKA AYKIRILIK UNSURU

Bir haksızlık olarak suçun bir unsuru da, hukuka aykırı olmasıdır.
Hukuka aykırılık, işlenen fiilin hukuk düzenince tecviz edilmediğinin, mubah sayılmadığının bir ifadesidir.
Bir fiilin hukuka aykırı olması, bunun bütün hukuk sistemine aykırı olmasını ifade etmektedir.
Hukuka aykırılık, aynı zamanda ahlaka da aykırı olmayı ifade eder. Bu bakımdan, ahlâkla hukuk arasında bir genellik – özellik ilişkisi mevcuttur.

Hukuka aykırılık, suç teşkil eden fiilin bir vasfıdır. Fakat, haksızlık ise, suç teşkil eden fiilin bizatihî kendisini oluşturmaktadır.
Bir fiil ya hukuka aykırıdır veya değildir. Bir fiil hukuka aykırı olduktan sonra, bu aykırılığın azlığından veya çokluğundan bahsedilemez.
Ancak, hukuka aykırı olan fiillerin ifade ettikleri haksızlık muhtevaları birbirlerine nazaran farklılık arzedebilir.

Bir fiilin kanunda muayyen suç tanımlarından birine uygun olması, işlenen fiilin aynı zamanda hukuka aykırı olduğu hususunda bir karine teşkil etmektedir.
Kişi, işlediği fiilin hukuka aykırılık teşkil ettiğinin bilincinde olmalıdır.


.

Bu suçlarda failin, işlediği fiilin hukuka aykırı olduğunu bilmesi, yani işlediği fiilin hukuka aykırı olduğu hususunda ancak doğrudan kastla hareket etmesi gerekmektedir.


Hukuka uygunluk nedenleri

Yeni TCK’nunda hukuka uygunluk nedenleri esas olarak dört grupta toplanmıştır.
Bunlar,
- hakkın kullanılması (m. 26, f. 1),

- “kanunun hükmünü yerine getirme” (doğrusu, görevin yerine getirilmesi) (m. 24, f. 1),

- meşru savunma (m. 25, f. 1),

- ilgilinin rızası (m. 26, f. 2),

hukuka uygunluk nedenleridir.



KUSURLULUK

Kusur, haksızlık teşkil eden fiili gerçekleştiren şahsın bu fiili gerçekleştirmesi nedeniyle muaheze edilmesi, kınanması gerektiği konusundaki yargıyı ifade etmektedir.


Kusur, işlediği haksızlıkla ilgili olarak fail hakkında bulunulan yargıdan ibarettir.

Kusur yargısının ifade ettiği anlam şudur: Fail, hukuka uygun hareket etmemiştir; davranış normlarının icaplarına uygun hareket etme, haklı davranışı tercih etme imkân ve kabiliyetine sahip olmasına rağmen, haksız bir davranışta bulunmayı tercih etmiştir.
Kusur yargısından önce, kanundaki muayyen suç tariflerine uygun bir haksızlığın gerçekleştirilmesi gerekir. Bu haksızlık kasten işlenmiş veya taksirle gerçekleştirilmiş bir haksızlık olabilir.

Kusurun iki unsuru mevcuttur:
1) Algılama yeteneği,

2) İrade yeteneği.



Kusurluluğu etkileyen faktörler

Yaş küçüklüğü (m. 31),
Akıl hastalığı (m. 32),
Sağır ve dilsizlik (m. 33),
Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma (m. 34),
Cebir veya tehdit dolayısıyla kişinin irade yeteneğinin etkilenmesi (m. 28),
Zorunluluk hali dolayısıyla kişinin irade yeteneğinin etkilenmesi (m. 25, f. 2),
Hukuka aykırı ve fakat, bağlayıcı emrin yerine getirilmesi (m. 24, f. 2 – 4),
Hukuka uygunluk sebeplerinde sınırın aşılması (m. 27),
Haksız Tahrik (m. 30),
Çeşitli hata halleri (m. 4, f. 2; m. 30, f. 3).
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni ileti yazma Aktif Değil
Konuya yanıt verme Aktif Değil
Dosya ekleme Aktif Değil
İleti düzenleme Aktif Değil

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:40 .


Hukuk Forum Com Temeli Hukukun üstünlüğüne dayanan, tüm Hukukçu ve Hukuk severler için bir kütüphane, sosyal paylaşım ve mesleki dayanışma platformudur. Tüm görsel ve yazılı içeriğini ve kaynağını Türk Hukukundan almaktadır. Oluşturulma gayesi Türk Hukukuna katkıda bulunmak olan Hukuk bilgi bankamız her yaştan Hukuk severlerin kullanımına açık olup ücretsiz bir portaldır.

Hukuk Forum Com internet sitesinin tüm hakları saklı olup FSEK uyarınca koruma altındadır.

Site içeriği izinsiz yayınlanamaz ve kopyalanamaz. Siteye üye olan herkes site kullanım şart ve kurallarını kabul etmiş sayılmaktadır. Hukuk Forum Com © 2009

HukukForum.Com internet sitesi host hizmetini Doruk.Net servis sağlayıcısından almaktadır.


Powered by vBu11etin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2014, Je1soft Enterprises Ltd.