Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Avukatlık Stajı ve Stajyerin Eğitimi

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Avukatlık Stajı ve Stajyerin Eğitimi

    AVUKATLIK STAJI ve STAJYERİN EĞİTİMİ


    Av. Semih GÜNER


    Plan

    I – Avukatlık ve Eğitim
    1 – Avukatın Tanımı
    2 – Günümüzde Avukat
    3 – Avukatlıkta Öğrenimin Önemi
    4 – Avukatlıkta Eğitim
    4.1 – Meslek Öncesi Eğitim
    4.2 – Meslek İçi Eğitim
    II – Avukatlık Stajı
    1 – Tarihsel Süreç İçinde Avukatlık Stajı
    2 – 1136 Sayılı Yasada
    2.1- 4667 Sayılı Yasa Öncesinde
    2.2- 4667 Sayılı Yasa Sonrasında
    III – Stajyerin Eğitimi
    1 – Staj Eğitiminde Temel İlkeler
    1 .1 – Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Düşüncesini Ön Plana Çıkaran
    Bir Eğitim Olmalıdır
    1.2 – Stajyerin Hukuk Bilgilerini Somut Olaylara Uygulayabilme Yetenekleri
    Geliştirilmeli, Yargılamaya Ve Kararın Oluşumuna Etkin
    Biçimde Katılma Hedeflenmelidir
    1.3 - Meslek İlke Ve Kurallarına Bağlı, Hukukun Üstünlüğüne
    İnanan, İnsan Haklarına Saygılı Avukatların Yetişmesi
    Amaçlanmalıdır
    1.4 – Meslek Dayanışması Ve Meslektaşlar Arası Güven Özenle
    İşlenmelidir
    1.5 - Stajyer Meslektaşlarla Ve Baro İle Bütünleştirilmelidir
    2 – Model Eğitim Pragramı
    2.1 – Bir Yıl Süreli Baro Eğitim Programı
    2.1.1 – Eğitim Etkinlikleri
    2.1.1.1 – Toplu Eğitim
    2.1.1.1.1 – Seçilen Modele Göre Seminerler Veya Konulu Eğitimler
    2.1.1.1.2 – Avukatlık Hukuku Ve Meslek Kuralları Eğitimi
    2.1.1.1.3 – Bilgisayar Ve Lisan Eğitimi
    2.1.1.1.4- Toplum Önünde Konuşma- Etkili İletişim Vb. Eğitimi
    2.1.1.2 – Bireysel Eğitim
    2.1.2 – Sosyal Ve Kültürel Etkinlikler
    2.1.2.1 – Konferans, Panel, Sempozyum Türü Etkinlikler
    2.1.2.2 – Tiyatro, Bale, Konser Türü Sanatsal Etkinlikler
    2.1.2.3 – Sportif Etkinlikler
    2.1.2.4 – Kurgusal Duruşmalar
    2.1.2.5 – Gezi, Gece, Piknik Türü Etkinlikler
    2.1.2.6 – Hobi Geliştirme Etkinlikleri
    2.2 – Mahkemelerde Eğitim
    2.3 – Avukat Yanında Eğitim
    2.4 – Eğiticiler
    2.5 - Fiziki Koşullar
    2.6 – Ölçme Ve Değerlendirme
    IV – Sonuç ve Öneriler


    I – AVUKATLIK VE EĞİTİM

    1 – AVUKATIN TANIMI

    Binlerce yıllık geçmişi olan avukatlık, günümüzde kurumsallaşmış, bu amaçla yaptırım içeren, kendine özgü yazılı ve sözlü hukuk kuralları olan bir yapıya kavuşmuştur. Avukatlığın gelişim çizgisinde, yakın akrabaların sunduğu yardımdan( ) belli bir öğrenim görmüş, mesleki eğitim almış, meslek örgütlerince saptanan etik kuralların yanı sıra yasalarca konulan kurallar doğrultusunda görev yapan, kamusal hizmet sunan, yargılamada bağımsız savunma adına erk kullanan bir mesleki faaliyete ulaşmış bulunuyoruz.

    Bugün için avukatlar iki farklı işlevi yerine getirmektedir. Bir yandan bireylerin hukuksal sorunlarının çözümünde görev üstlenmekte, onların hukuki ilişkilerini düzenlemekte diğer yandan da hukuk kurallarının yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar önünde tam olarak uygulanmasını sağlama görevini yerine getirmektedir.

    Ülkeler arasında farklılıklar olmakla beraber( ) avukatlık kamu hizmeti olarak kabul edilmekte, avukatlar yargılama faaliyetine eşit koşullarda katılımla “yargının kurucu ögesi” konumunda görev yaparak, bağımsız savunma erki adına kurumsal yetki kullanır hale gelmiş durumdadır( ).

    Bağımsızlık temeline dayanan, kamusal hizmet sayılan ve aynı zamanda serbest meslek faaliyeti olarak kabul edilen avukatlık için yasada bir tanım bulunmamaktadır. Yukarıda değindiğimiz önemli özelliklerden yararlanarak “hukuki ilişkilerin düzenlenmesinde, hukuki konu ve uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesinde, hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında yargının kurucu öğesi bağımsız savunma adına kurumsal görev yapan kişi” şeklinde bir tanım yapılabileceğini düşünüyoruz( ).

    2 – GÜNÜMÜZDE AVUKAT

    Uygar ülkelerin tümünde savunma hakkı Anayasalarda yer almakta ve gerek ulusal ve gerekse uluslararası metinlerde “vazgeçilmez, devredilmez, dokunulmaz hak” niteliğinde kabul edilmektedir. Bireylerin kutsal sayılan bu hakkı bizzat kullanmaları temel düşünce olmakla beraber, çeşitli nedenlerle hakkın kullanımında bireye yardım eden avukatlar her geçen gün daha fazla sisteme girmekte, hatta bu hakkın kullanımında tekel hakkı oluşmaktadır.

    Böylelikle sadece avukatların görev yapabileceği bir alan ortaya çıkmakta, bu alana avukat olmayanların girmesi yasaklanmakta ve yasağın ihlali halinde hapis cezası yaptırımı öngörülmektedir(Av.Y.Madde 63). Avukatlık tekeli( ) olarak adlandırılan bu alan gittikçe genişlemekte ve bu düşünce içinde bireyin daha güvenceli bir ortamda hakkını arayabileceği, diğer bir deyişle hukuk kurallarının daha sağlıklı uygulanabileceği var sayılmaktadır. Bu yapılanma içinde bazı ülkelerde sınırlı davalar dışında avukatın hukuksal yardımı olmadan dava açılamamakta bir bakıma avukatla takip yükümlülüğü getirilmektedir.

    Ülkemizde Anayasa’nın 36. maddesinde “Hak arama hürriyeti” kapsamında herkes kendi davasını açabilmekte veya savunabilmektedir. Avukatlık Yasasının 35. maddesinde de “Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir” kuralı ile Anayasa kuralı daha somutlaştırılmakta, temel hakkın bizzat kullanılabileceği kabul edilmektedir.

    Ancak Avukatlık Yasasının 35. maddesinin yazılımından çıkan sonuca göre bireye hukuksal yardım sadece avukatlar tarafından sunulabilmekte ve hukuksal yardımın kapsamı son derece geniş bir düşünce ile çizilmektedir. Hatta 2001 yılında 4667 Sayılı Yasa ile getirilen kurala göre belli bir sermaye birikimine sahip anonim ortaklıklar ile üye sayısı yüz ve daha fazla olan yapı kooperatiflerinin avukat bulundurması zorunlu tutulmaktadır.

    Görüldüğü gibi günümüzde avukatlar çok geniş bir alanda görev yapabilme yetkisine sahip olmakta, bu alana avukat olmayanların girmesi yasaklanmaktadır. Bu arada avukatlar tarafından sunulan hizmetin nitelikleri en üst düzeyde tutulmakta, yasa ve altı düzenlemelerle getirilen pek çok kuralla avukatın görevini nasıl yapacağı şekillendirilmektedir. Ayrıca meslek etik kurallarıyla getirilen model avukatlık yaşama geçirilmeye çalışılmakta, meslekten çıkarmaya varan yaptırımlarla sıkı örgütsel denetim yapılmaktadır.

    Avukatlığın “Devlet garantili hizmet”( ) sayılmasının sonucu olan bu anlayış içinde avukatın “ağırlaştırılmış özen borcu” ortaya çıkmakta, bunun kapsamında yer alan pek çok kuralın yanı sıra avukatlar, alanlarında uzman olarak kabul edilen kişiler oldukları için bilinen, kabul edilen kural ve yöntemleri bildikleri varsayılmaktadır. Bu anlayış doğrultusunda avukatın, olayları mantıki şekilde değerlendirerek, bütün öngörülmesi gerekli noktaları dikkate aldığı( ) ve sahip olması gereken bilgilerle donanmış olduğu düşünülmektedir( ). Devletin diploma ve ruhsat vermek için aradığı koşullar, bu bağlamda özel hukuka yansıyan bir garanti niteliği taşımaktadır( ).

    Avukat, mesleğinin yerine getirilmesiyle ilgili kuralları iyi bilmek, özümsemek ve bu alanda yapılan değişiklikleri tüm olanaklarını kullanarak izlemek zorunda olan bir meslek mensubudur. Avukatlıkta duymama, bilmeme gibi özürler gerekçe olarak kullanılamaz( ).

    3 – AVUKATLIKTA ÖĞRENİMİN ÖNEMİ

    Avukatlık bir uzmanlık olarak değerlendirildiği için belli bir öğrenimi de zorunlu kılmaktadır. Ülkelerarasındaki uygulamayı gözden geçirdiğimizde lise öğreniminden sonra yapılan lisans düzeyindeki 4 yıllık bir yüksek öğrenimi gerektirmektedir. Avrupa Birliğine dahil ülkeler arasında örneğin İngiltere ve aynı anlayışı benimseyen ülkeler uygulamasında olduğu gibi üç yıllık hukuk öğreniminin yarattığı sorunlar aşılmış, çıkarılan 98/48EEC sayılı talimat ile hukuk öğreniminde süre sorunu ortadan kalkmıştır( ).

    Türkiye´de Avukat olabilmek için “Türk hukuk fakültelerinden birinden mezun olmak veya yabancı memleket hukuk fakültelerinden mezun olup da Türkiye hukuk fakülteleri programlarına göre noksan kalan derslerden başarılı sınav vermiş bulunmak” koşulu aranmaktadır(Av.Y. madde 3/b)( ).

    Ülkemizde çok sayıda hukuk fakültesi açılmış ve hukuk öğretimine başlamıştır. Gerekli özen gösterilmeden açılan bu fakültelerde nitelikli hukuk öğretiminin yapılamadığı, derslerin boş geçtiği veya akademik unvana sahip olmayan ve mesleklerinde uzmanlığı tartışılır kişilerin ders verdiği bir ortamda yapılan öğretim ile çok sayıda hukukçunun lisans diploması aldığı bir gerçektir.

    Avukatlığın tanımı ve nitelikleri bölümünde değindiğimiz gibi avukatlık belli bir bilgiyi gerektiren, kısaca bilen kişilerin yapabileceği özen isteyen bir meslek olduğu için ülkemizdeki hukuk öğrenimi ile mesleğe başlayan avukatların yeterli bilgi donanımına sahip olmadığını uygulayıcılar olarak görmekteyiz ve bu eksiklik her fırsatta dile getirilmektedir( ).

    Yapılan öğretim konusunda bir baro başkanı ve bir öğretim görevlisi olarak görüş bildirme gereğini duyuyorum. Öncelikle yukarıda değindiğim yeterli nitelikte ve birikimde öğretim elamanı eksikliğini bir kez daha vurguladıktan sonra, sayısal yönden kalabalık sınıflarda tek yönlü sunum ortamında verilen eğitimin çağdaş eğitim sisteminde yerinin bulunmadığını anımsatmak isterim. Ne yapılırsa yapılmalı ve mutlaka az sayıda öğrenciden oluşan sınıflarda aktif eğitim teknikleri kullanılarak öğretim yapılmalı ve uygulama öğretimde önemli bir yere taşınmalı veya yer verilmelidir. Uygulamadan verilecek örneklerle anlatım zenginleştirilmeli, teorik bilgi yanında somut olay uygulaması, atölye çalışması veya benzeri etkinliklerle öğretimde yerini almalıdır. Bunlar yapılırken araştırmacı hukukçu kimliği göz ardı edilmemeli, derste anlatılanların ses kayıt aygıtlarıyla kaydedilerek veya tutulan notların fotokopi yoluyla çoğaltılıp, dağıtılarak sınavlara hazırlanma yolu engellenmelidir. Bu uygulama sürdüğü takdirde vizyonu olmayan, hukuk mantığı gelişmemiş kişilerin avukatlık ve yargıçlık mesleğini daha da yozlaştıracağı endişesi artarak sürecektir.

    4 – AVUKATLIKTA EĞİTİM

    Bir mesleki faaliyet olan avukatlık hakkı ancak hukuk fakültesi mezunlarına tanınmakta, lisans düzeyindeki hukuk öğreniminin yanı sıra bir de meslek eğitiminin alınmasıyla kazanılmaktadır. Hukuk öğrenimi ile elde edilen genel hukuk bilgilerinin uygulamada ortaya çıkacak hukuki sorunlara uygulanması, mesleki bilgi ve kuralların öğrenilmesi, avukat gibi düşünme yeteneğinin kazanılması için ülkemizde olduğu gibi başka ülkelerde de lisans düzeyindeki hukuk öğreniminden sonra belli bir süreyi kapsayan ve avukatlık stajı denilen meslek öncesi eğitim yapılmaktadır.

    Hukuk bilim, avukatlık ve yargıçlık ise sanat ve meslektir( ). Bu nedenle akademik hukuk öğreniminin yanı sıra bir de mesleki eğitime gerek bulunmaktadır. Eğitimi “bir kişiyi, üzerinde işleyerek güdülen amaca göre geliştirmek, olgunlaştırmak, yeterli hale getirmek” olarak kabul edersek, bir mesleğin özellikle avukatlık gibi sanatsal boyutu olan bir mesleğin yapılabilmesi için mutlaka meslek eğitimine gerek bulunmaktadır.

    Meslek eğitimi meslek öncesi eğitim ve meslek içi eğitim olarak kabul edilmektedir.

    4.1 – Meslek Öncesi Eğitim

    Hukuk fakültesini bitiren bir hukukçunun avukatlık mesleğini tercih etmesi durumunda oturma yerinde bulunan baroya başvurarak bir yıllık staj eğitimi alması gerekmektedir. Eğitim baro tarafından verilmekte, ayrıca bir yıllık eğitim süresinin ilk altı ayında savcılıkta ve mahkemelerde staj yapılmakta, ikinci altı ayında ise en az beş yıllık meslek deneyimine sahip bir avukatın yanında staj yapılmaktadır. Süre sonunda 4765 sayılı yasa ile yaklaşık 4 yıl ertelendiği için sınav adı altında bir ölçme yapılamamakta, stajyer baro eğitim programına devam etmiş, adli yargı adalet komisyonunca verilen rapor ile avukat tarafından verilen her iki raporu olumlu ise staj bitim belgesi alarak baro levhasına kayıt hakkını elde etmektedir. Meslek öncesi eğitim daha sonra tekrar ele alınacaktır.

    4.2. – Meslek İçi Eğitim

    Avukatlık mesleği ancak güncel bilgilerle yapılabilecek, sürekli yenilenmeyi gerektiren bir mesleki faaliyettir. Bu nedenle avukatlık hakkını elde eden ve baro levhasına adı yazılan avukatın devamlı olarak kendini sorgulaması, gerek yasaların uygulanması gerekse meslek kurallarının anlamı üzerinde çalışması gerekmektedir. Bunu en geniş anlamda meslek içi eğitim olarak kabul edersek bu eğitimin sistemli ve disiplin içinde yapılmasının yararı tartışılmayacak kadar büyük olacaktır.

    Meslek içi eğitimin yararları ya da gerekleri üzerinde 2002 yılında Ankara Barosuna kayıtlı avukatlar üzerinde yapılan anket çalışması sonuçlarına göre avukatlar meslek içi eğitimi çeşitli yönlerden gerekli ve yararlı bulmuşlardır.

    - Meslektaşlar arası güven ve dayanışmanın en üst düzeye ulaşması için meslek içi eğitim iyi bir araçtır. Avukatlık zor ve engellerle dolu bir uğraştır. Bu dikenli yolun aşılması, meslektaşların birbirlerine güvenmeleriyle kolaylaşır. Bir araya gelip bilgiye ulaşmak için verilecek uğraş, tanışma ve yakınlaşmayı da beraberinde getirecek ve dayanışma oluşacaktır.

    - Yargının kurucu öğesi bağımsız savunmanın temsilcilerinin daha birikimli ve daha güçlü olmaları için meslek içi eğitime gerek vardır. Avukat bilmesi gereken bilgilerle donatılmış, savunma mesleğinin uzmanı sayılan kişidir. Bilmesi gerekenler başta yazılı hukuk kuralları olmak üzere bilimsel ve yargısal içtihatlar ve doğal hukuk kurallarıdır. Günümüz bilgisayar ortamında dahi bunlara ulaşmak kolay değildir. İlgisiz bir yasanın sonuna eklenen bir tümce ile en temel yasalarda yapılan değişikliklerin alışkanlık haline getirildiği ülkemizde, değişiklikleri takip son derece güçtür. Bunların bilinmemesi ise son derece sakıncalı bir durum yaratmakta, özen borcuna aykırılık sayılmaktadır. İşte güncel değişiklikleri takip edebilmek ve güncel uygulamalara ulaşabilmek için, hatta tartışarak yerli yerine oturtmak için meslek içi eğitim zorunludur.

    - Ortak kültürün yaratılması için meslek içi eğitim gereklidir. Avukatların bilimsel bir disiplin ortamında konunun uzmanlarından veya deneyimli meslektaşlarından alacakları güncel ve yararlı bilgileri benimseyip uygulamaları ile ortak davranış modeli oluşacaktır. Ortak davranış istek ve kararlılığı giderek ortak kültüre ulaşmayı sağlayacak, bundan avukatlık mesleği kazançlı çıkacaktır. Bu durum hukuksuzluk ortamında kıvranan, hukuka duyulan güvenin azaldığı günümüzde toplumun nefes almasını sağlayacaktır.

    - Meslek ahlak kuralları ya da meslek etiğinin yerleşmesi için meslek içi eğitime gerek vardır. Genel ahlak kurallarından farklı olarak meslek örgütlerince konulup, yaptırımlara konu olan meslek etik kuralları erdemli olmanın, saygın davranmanın öncülleridir. Mesleğin geleceği için son derece gerekli bu kuralların eğitim kapsamı içinde yer alması benimsenmelerini ve uygulanmalarını olanaklı hale getireceği için meslek içi eğitim gereklidir.

    - Meslektaşların karşılaştıkları sorunları ve ürettikleri çözüm yöntemlerini paylaşabilmeleri, mesleki uygulamada deneyim kazanmaları için meslek içi eğitim gereklidir.

    - Savunma mesleğinin daha güçlü hale getirilmesi, mesleğin mensubu avukatların güncel bilgilerle donatılması, bunların uygulama kararlılığının oluşması ile mümkündür. Bu ortamın sağlanması için meslek içi eğitim zorunludur.

    - Ve son olarak bugüne kadar ulusal sınırlar içinde koruma altına alınarak faaliyet gösteren, yabancıların girmesinin yasaklandığı avukatlığın giderek evrensel boyuta ulaşacak olması, etkin, uzmanlaşmış ve kalifiye avukatlara gereksinimi pekiştirmektedir. Ülkemizde şimdilik tüzel kişiliği olan avukatlık ortaklıklarında ve sınırlı konularda çalışma olanağı bulan yabancı avukatların varlığı meslek içi eğitimi gerekli kılmaktadır( ).

    Meslek içi eğitim ile ilgili olarak değinmek istediğimiz son nokta başka ülkelerdeki uygulamalar olacaktır. Örneğin İngiltere’de avukatlar mesleğin ilk üç yılında 6 saati avukatlık uygulamaları, 3 saati etik kurallar olmak üzere en az 42 saatlik sürekli meslek içi gelişim(eğitim) programını tamamlamak zorundadırlar. İlk üç yıldan sonra meslek içi eğitim yılda en az 12 saat olarak planlanmıştır.

    Almanya’da uzman avukat sıfatını kullanmak isteyen avukat belli bir meslek içi eğitim ile uzmanlık payesini almanın yanı sıra her yıl 10 saatlik meslek içi eğitim almak yükümlülüğündedir.

    ABD’de Amerika Barolar Birliği, tüm faal avukatlar için zorunlu meslek içi eğitim kavramını desteklemektedir. Amerika Barolar Birliğinin oluşturduğu Sürekli Meslek İçi Eğitim Komitesi eyalet barolarına yol göstermekte ve bu barolarda zorunlu, sürekli meslek içi eğitim programlarının oluşturulması için yardımcı olmaktadır. Sürekli meslek içi eğitimin süresi eyaletler arasında fark olmakla beraber yaklaşık yıllık 15 saattir.

    Avrupa Birliği Barolar Konseyi (CCBE) ile Avrupa Barolar Federasyonu (EBF), Avrupa Birliğine dahil ülkeler arasında kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımında engellerin kaldırılması, üye Devletlerin vatandaşları için mesleki özelliklerini kazandıkları devletten başka bir üye devlette serbest veya ücretli olarak bir meslek icra etme hakkının tanınması ve kolaylaştırılmasına yönelik 21 Aralık 1988 tarihli 89/48CEE direktifi ile 16 Şubat 1998 tarihli 98/5CE direktifinin yayınlamasından sonra bir araya gelip oluşturdukları karma komisyon ile “Bütün Avrupa Birliği ülkelerinde, yıllık asgari 10 saate denk meslek içi eğitimin zorunlu olması” noktasında görüş birliğine varmışlardır.

    II – AVUKATLIK STAJI

    1 – TARİHSEL SÜREÇ İÇİNDE AVUKATLIK STAJI

    Ülkemizde avukatlık yapabilmek için staj adı verilen meslek öncesi eğitimin zorunlu tutulduğu ilk düzenleme 460 Sayılı Muhamat Yasasıdır( ).

    Bu tarihten önce yürürlükte olan kurallardan 1876 tarihli Mehakimi Nizamiye Dava Vekilleri Hakkında Tüzük’e göre avukat olacakların hukuk mektebi mezunu olmaları yeterli görülmekte, ayrıca staj koşulu aranmamakta idi.

    3499 Sayılı Yasaya göre iki yıllık avukatlık stajı yapılması gerekiyordu. Stajın ilk bir yılı avukat yanında, bir yılı da mahkemede yapılabiliyordu. Bu süre ve sıralamalar 1948 yılında çıkarılan 5178 Sayılı Yasa ile mahkeme ve avukat yanı olmak üzere değiştirilmiş, süreler de iki yıldan altışar aydan oluşan bir yıla indirilmiştir.

    2 – 1136 SAYILI YASADA AVUKATLIK STAJI

    2.1 – 4667 Sayılı Yasa Öncesinde

    1169 Sayılı Yasanın yürürlük anındaki düzenlemesi, ilk altı ayı mahkemelerde, kalan bir yıllık kısmı avukat yanında olmak kaydıyla bir buçuk yıllık bir stajı öngörüyordu. Bu süre 30.1.1979 tarihinde çıkarılan 2178 Sayılı Yasanın 4. maddesi ile altı aylık iki eşit bölümden oluşan bir yıla indirilmiştir.

    1136 Sayılı Yasanın 2001 yılına kadar uygulanış süresi içinde staja ilişkin temel görüş stajın mahkemelerde ve avukat yanında yapılması idi. Barolara doğrudan verilen bir görev bulunmuyordu. Ancak mesleğin gelişmesi ve geleceği için gerekli önlemleri almakla yükümlü olan barolar zaman içinde gelişen uygulamalarla staj eğitiminde düzenleyici konuma gelmişler, barolar arası uygulama farklılıkları olmakla beraber bir eğitim verilmesinin zorunluluğu üzerinde görüş birliğine varmışlardır. Bu amaçla genelde konferans veya seminer tarzında eğitim modelleri oluşturup eğitim çalışmalarını yaşama geçirmişler, olanakları ölçüsünde eğitim vermeye çalışmışlardır.

    2.2 – 4667 Sayılı Yasa Sonrasında

    Avukatlık Yasasında 4667 Sayılı Yasa ile 2001 yılında yapılan devrim nitelikli değişikliklerden biri de staj konusunda gerçekleşmiştir. Yasal değişikliğin temel felsefesi avukatlık stajının barolar tarafından verilecek bir eğitim faaliyeti olarak kabul edilmesi ve bunun bir görev olarak barolara verilmesi olmuştur. Bunun yanı sıra iyi bir eğitim için zorunlu olan iki konuda da açılım sağlanarak stajyerlere kredi verilmeye başlanmış, staj sonucu sınav getirilmiştir. Bunlardan kredi uygulaması başarı ile sürmekte, sınav ise 4765 Sayılı Yasa ile bir süre ertelenmiş bulunmaktadır.

    Günümüzde avukatlık stajının yapılış amacı, biçimi ve yöntemi, TBB tarafından çıkarılan ve 12.12.2001 tarih ve 24615 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Avukatlık Staj Yönetmeliği” ile biçimlendirilmektedir.

    Yönetmeliğin 1. maddesine göre avukatlık stajının amacı “hukuk bilgilerini bilimsel verilerden ayrılmaksızın ve bilimin yöntemlerini kullanarak somut olaylara uygulayabilen, yargılama süresince yargılama faaliyetinin yönetimine ve kararın oluşumuna etkin biçimde katılabilen, meslek ilke ve kurallarına bağlı, hak arama özgürlüğünün yaşama geçmesi için uğraş veren, insan haklarına saygılı, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkesinden ayrılmayan, bağımsız ve özgür avukatların yetişmesi için hukuksal, sanatsal ve eğitsel olanakların kullanılması” olarak belirlenmektedir.

    Bu amaç doğrultusunda staj yapmak isteyenlerin, yasal koşulları taşımaları ve Yönetmeliğin 4. maddesinde belirtilen belgeleri( ) hazırlayıp baro başkanlığına baş vurmaları gerekmektedir. Başvurunun baro tarafından kabulü üzerine stajyer adayının avukatlık mesleğine kabul için gerekli nitelikleri taşıyıp taşımadığı ve avukatlıkla birleşmeyen bir işe uğraşıp uğraşmadığının araştırılması için baro levhasına kayıtlı bir avukat araştırma yapmak ve sonucunu raporla belirtmek için görevlendirilir. Görevlendirilen avukatın on beş gün içinde araştırma yapıp raporunu vermesi halinde ve staj başvurusunun kabulüyle aynı gün yapılan ilan üzerine on beş günlük itiraz süresinde itiraz eden olmazsa yönetim kurulu staj listesine yazılma istemini bir aylık süre içinde görüşüp karara bağlar. Kararın bir örneği ilgiliye tebliğ edilir. Bir örneği de dosyası ile birlikte C.Savcısına verilir.

    Bu karar aleyhine baro yönetim kurulu üyeleri, C.Savcısı ve ilgililer Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilirler. Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesi ile birlikte, Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. Bu aşamadan sonra Bakanlık, Türkiye Barolar Birliği, aday ve ilgili baro idari yargıya başvurabilir.

    Staj yapma talebi kabul edilip baro staj listesine adı yazılan stajyerler, stajlarının ilk altı aylık süresinde Yönetmelikte belirli sıra ve sürelerde mahkeme ve adalet dairelerinde staj yaparlar. Staj kesintisiz olarak yapılır. Haklı bir neden olmadan stajın kesintisiz yapılacağı ilkesine uymayan stajyerin stajı geçersiz sayılır( ).

    İkinci altı aylık süre, baro levhasına kayıtlı, meslekte en az beş yıl kıdemi olan, hakkında avukatlığa engel bir suçtan dolayı son soruşturma açılmasına karar verilmemiş, geçmiş beş yıl içinde Disiplin Kurulunca verilmiş kesinleşmiş bir kararla para veya işten çıkarma cezası ile cezalandırılmamış bir avukatın yanında yapılan stajla tamamlanmaktadır (Staj Yönetmeliği madde 15).

    Bu dönemde stajyer, avukatla birlikte duruşmalara girmek, avukatın mahkemeler ve idari makamlardaki işlerini yapmak, dava dosyaları ve yazışmaları düzenlemek, baroca verilen eğitim çalışmalarına katılmak, baro yönetim kurulunca verilen ve Staj Yönetmeliğinde gösterilecek diğer ödevleri yerine getirmekle yükümlü tutulmaktadırlar.

    Stajyerler, hukuk öğrenimi aşamasında öğrendikleri teorik bilgileri, stajları süresince edindikleri uygulamaya dönük bilgi ve becerileri yaşama geçirebilmek, uygulayarak öğrenmek, olası aksaklıkları görmek, kendilerine öz güvenlerini kazanmak amacıyla stajlarının ikinci altı aylık dönemlerinde yani avukat yanında staja başladıklarında, avukatının yazılı oluru ile ve onun gözetimi ve sorumluluğu altında, sulh hukuk ve sulh ceza mahkemelerinde, icra tetkik mercilerinde avukatın takip ettiği dava ve işlerle ilgili duruşmalara girebilmekte ve icra müdürlüklerinde avukat tarafından yapılan işleri yapma ve yürütme yetkisine sahip bulunmaktadırlar. Stajyerlerin bu yetkileri staj bitim belgesinin verilmesiyle sona ermektedir.

    Meslek Kurallarının 33. maddesi yanına stajyer almayı kabul eden avukata bir yükümlülük getirmektedir. Mesleki dayanışma yükümlülüğü olarak kabul etmemiz gereken bu yükümlülük “stajyerin iyi yetişmesi için gerekli dikkat ve ilgiyi göstermek ve olanakları hazırlamak” görevidir. Mesleğin geleceği olan stajyerlerin en iyi biçimde yetişip hazırlanmaları, meslek örgütlerine olduğu kadar yanına stajyer almayı kabul eden avukatlara da görev ve sorumluluk getirmektedir. Yanında staj yapılan avukat bir “ilk”tir. İlk, ilkeli ise, mesleğini gereği gibi yapıyorsa, meslek onurunu her şeyin üstünde tutuyorsa, yanında staj yapan stajyer de aynısını yapmaya çaba harcayacaktır. Bu insanın doğasında vardır. “Ne ekersen onu biçersin” özdeyişini hatırlamak yeterlidir.

    Mesleğin geleceği olan stajyerlerin bir yıllık eğitim sürelerini en yararlı şekilde ve dolu dolu tamamlamaları için Avukatlık Yasası değiştirilmiş ve başta barolar olmak üzere meslek örgütlerine önemli eğitim görevleri verilmiştir. Yasaya ve ASY’ne göre bir yıllık süre içinde stajyerler baroların hazırlayacağı ve uygulayacağı, en az 120 saatlik eğitim süresini kapsayan bir eğitim programına göre eğitim alma durumundadırlar.

    Avukatlık mesleki faaliyetinin yapılması aşamasında aranan iki önemli konu stajda da aranmakta ve uygulanmaktadır. Bunlardan biri avukatlıkla birleşmeyen işler olup staj aşamasında da aranmakta ve stajyerler avukatlık stajı süresince birleşebilir işlerin dışında bir işte çalışamamaktadırlar. Lisans öğrenimi süresince alınan burs veya kredilerin bu aşamada kesilmiş olması, stajyerlerin birleşebilir işlerin dışında ücret, aylık kesenek ve benzeri şekilde gelir elde edici faaliyetlerde bulunamamaları gibi nedenlerle stajyer avukatlarca ileri sürülen haklı yakınmalar dikkate alınarak stajyerlere kredi verilmesi olanağı yaratılmıştır.

    Diğer konu mesleğin yapılışında etkili olan ve çoğu çerçeve norm karakteri taşıyan meslek kurallarının staj döneminde de uygulanır olmasıdır. Avukatlık Yasasının 23. maddesinin son tümcesi bu kuralı yansıtmaktadır. “Stajyerler, meslek kurallarına ve yönetmeliklerde belirlenen esaslara uymak zorundadırlar”. Geçmiş yıllarda yasanın sözel anlatımı içinde açıklık olmadığı için tartışma yapılan bu konuya 4667 sayılı yasa ile netlik kazandırılmış ve olası tartışmalar bu şekilde net bir anlatımla ortadan kaldırılmıştır.

    III – STAJYERİN EĞİTİMİ

    1 – STAJ EĞİTİMİNDE TEMEL İLKELER

    Stajyerin eğitimini boyutlandırabilmek, verilecek eğitimi model haline getirebilmek için öncelikle staj eğitiminde yer vermemiz gereken temel ilkeleri saptamamız gerekmektedir.

    1 .1 – Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Düşüncesini Ön Plana Çıkaran
    Bir Eğitim Olmalıdır

    Avukatlık ancak demokratik ve laik bir ülkede yapılabilecek mesleki faaliyettir. Demokratik kuralların egemen olmadığı bir ortamda yargılanmanın vazgeçilmez öğesi bağımsız savunmanın yaşama geçmesini sağlayan güvenceli bir avukatlık yapılamaz. Binlerce yıllık acılarla ve göz yaşlarıyla dolu geçmiş bunu göstermiştir.

    Ayrıca din ve devlet işlerinin ayrıldığı, yönetsel kuralların din kurallarına dayanmadığı, hukuk kurallarının din kuralları yerine toplumun beklentilerini ön plana çıkarttığı, insanların dinsel tercihleri nedeniyle ayrıştırılmadığı bir ortam sağlanmadığı takdirde avukatlık olamaz, olsa olsa vekillik olur. Bunun ne anlama geldiğini Türk toplumu 1924 yılına kadar geçirdiği süreçte görmüş ve öğrenmiştir.

    Bu nedenlerle demokrasi, laiklik ve sosyal hukuk devleti ilkeleri, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı ilkeleri ile birlikte en ön plana çıkartılmalı, eğitim bu temel ilkeler doğrultusunda verilmelidir.



    1.2 – Hukuk Bilgilerini Somut Olaylara Uygulayabilme Yetenekleri Geliştirilmeli,
    Yargılamaya Ve Kararın Oluşumuna Etkin Biçimde Katılma Hedeflenmelidir

    Staj Yönetmeliğinde de yer aldığı gibi avukatlık stajının amacı, stajyerlere lisans öğreniminde verilen teorik hukuk bilgilerini vermek değildir. Bunların alınıp alınmadığının sorgulanmasını yapmak ta değildir. Amaç hukuk fakültesinde alınan genel hukuk bilgilerinin somut olaylara uygulanmasında deneyim kazandırmak, yetenek geliştirmektir. Bunun için stajyerin temel hukuk kavramlarını belli bir oranda bildiği kabul edilmelidir. Hukuk fakültelerinde verilen eğitimin arasında büyük farklılıkların olması, stajyerler arasında bilgi birikimindeki farklılıklar bu konuda olumsuzluk yaratmaktadır. Stajyerin neyi bildiğini varsayacağımız uygulamada ciddi sorunlar yaratmakta, teorik bilgi eksikliği olduğu düşünülen konularda eksikliğin giderilmeye çalışılması staj eğitimini amacından saptırmakta, farklı konumda olan stajyerin güveninin sarsılmasına yol açmakta, daha da önemlisi kısa olan zaman dilimi program dışı konulara harcanmış olmaktadır. Bu nedenle stajyerlerin çoğunluğunun mezun olduğu hukuk fakültesindeki öğretim esas alınmalı genel hukuk bilgilerindeki en az bilme ölçütü belirlenmelidir.

    Avukatlık stajında savunma makamının temsilcileri yetişeceğine göre soyut kuralları somut olaylara uygulama yöntemleri ele alınmalı, özgür düşünce, kurumsal kimlik, bağımsızlık ilkeleri doğrultusunda stajyer yetiştirilmelidir. Ayrıca stajyerin avukat olduğunda yargılama faaliyetinde üstleneceği görev ve kullanacağı erk dikkate alınarak kararın oluşumuna nasıl ve hangi oranda katılacağı açık ve net olarak işlenmelidir.

    1.3 - Meslek İlke Ve Kurallarına Bağlı, Hukukun Üstünlüğüne İnanan, İnsan
    Haklarına Saygılı Avukatların Yetişmesi Amaçlanmalıdır

    Meslek ilke ve kuralları evrensel nitelikli kurallar olup mesleğin binlerce yıllık geçmişi içinde süzülerek günümüze ulaşan vazgeçilmez önemde altın kurallardır. Ülkemizde avukatların bir araya gelerek akıl yoluyla kendi meslek ahlakını yaratmaları, bunları yazılı hukuk kuralı haline getirmeleri 1971 yılında gerçekleşmiştir( ). 08.01.1971 tarihinde yapılan IV. Barolar Birliği Genel Kurulunda kabul edilen bu kurallara avukatların uyması zorunludur (Av.Y. madde 34).

    İleride avukat olacak stajyerin stajı süresinde ilk öğrenmesi gereken konu mesleğin yapılışına ilişkin kurallar olmaktadır. Meslek ilke ve kurallarının bir disiplin altında ele alınıp öğretilmesi bir zorunluluktur.

    Avukatların mesleki faaliyetleri sırasında hukuk kurallarının tam olarak uygulanması konusunda özel görevli olmaları, hukukun üstün kılınması, insan haklarına saygı gösterilmesi ve korunması için uğraş vermeleri önemli bir meslek ilkesidir. Bu ilkenin staj aşamasında kapsamlı olarak ele alınıp özümsenmesinin sağlanması mesleğin geleceği, halkımızın mesleğe bakış açısının değişmesi için son derece önemlidir. Bu düşüncenin yaşama geçirilmesi için yapılacak eğitim çalışmalarında her fırsatta değinilmelidir.

    1.4 – Meslek Dayanışması Ve Meslektaşlar Arası Güven Özenle İşlenmelidir

    Avukatlık zor ve güç koşullarda yapılan bir meslektir. Zaman avukatın en büyük düşmanıdır. Avukatın önüne gelen sorunlar içinden çıkılmaz hale gelen toplumsal konuları kapsamaktadır. Avukat bu sorunların hakkaniyete ve hukuka uygun çözümü için çaba harcarken en büyük yardımı meslektaşından alabilmeli ve ona güvenebilmelidir. Günümüz uygulamasında yaygın olmayan bu düşüncenin yaşama geçmesi için staj eğitimi önemli bir araçtır. Mesleğin ilk günlerinde bu düşünce ile biçimlenen çalışma yöntemleri ele alınmalı, örneklenerek sunulmalı ve adeta bilinç altına yerleştirilmelidir.

    Mesleğimizin geleceğinin temsilcileri birbirlerini tanıyan, sayan, seven ve güvenen kişiler olursa bu meslek anlam kazanacak, toplum önünde değer kazanacak ve mesleğe gönül verenler yaptıkları işten haz duyar hale geleceklerdir. Bunun için dayanışma ve yardımlaşma düşünce bazında ele alınmalı, örnek uygulamalarla yararı anlatılmalı ve aksi durumlarda yapılması gereken yaptırım uygulamaları özenle vurgulanmalıdır.

    1.5 - Stajyer Meslektaşlarla Ve Baro İle Bütünleştirilmelidir

    Stajyerin avukatlık mesleğinin mensubu olduğu, geleceğin temsilcisi olduğu verilecek eğitim aşamasında hiç unutulmamalıdır. Stajyer hukuk öğrencisi değildir. Bu nedenle onu meslektaş kimliği ile kabul etmeli ve meslektaş gibi davranılmalı ve hitap edilmelidir. Olası bilgi ve deneyim eksikliği sorun haline getirilmemeli, sabırla ve ısrarla yardım ölçütü ile yaklaşarak eğitim sürdürülmelidir. Sevgi ve saygı temeline dayanmayan staj eğitiminin ileride kötü sonuçlar doğuracağı zaten var olan güvensizlik halini daha da arttıracağı gözden uzak tutulmamalıdır.

    Meslek örgütümüz baro iyi tanıtılmalı, baronun avukatlar için var olduğu düşüncesi altında stajyerin baro ile bütünleşmesi sağlanmalıdır. Bunun için sorunlarıyla kurumsal anlamda ilgilenilmeli, stajyerin baro çalışmalarına etkin biçimde katılımı sağlanmalıdır. Stajyerin, kendisini ileride baroda göreve alacak bir kişi gibi görmesi sağlanmalı, bu düşünce ile yetiştirilmeli ve önüne bir hedef konulmalıdır. Bu yapıldığında meslek örgütünün nitelikli yöneticilerinin yetişmesi sağlanmış olacak, hizmet yarışı başlayacak ve mesleğimizin daha ileri noktalara taşınacaktır.

    2 – MODEL EĞİTİM PROGRAMI

    Avukatlıkta hukuk öğreniminin önemine, staj eğitiminin gerekliliğine ve temel ilkelerine değindikten sonra ülke gerçekleri, yasal düzenlemeler ve yaşama geçen uygulama örneklerinden esinlenerek bir staj eğitim modeli konusunda öneri sunulmaya çalışılacaktır.

    2.1 – Bir Yıl Süreli Baro Eğitim Programı

    Avukatlık Yasasının 23. maddesinde yer alan “baroca düzenlenen eğitim çalışmalarına katılmak”, 24. maddede yer alan “staj,...baronun... gözetimi altında yapılır” kurallarından hareketle baroların stajyere bir program dahilinde eğitim vermesi gerekmektedir.

    Barolar nezdinde yapılacak avukatlık stajının yapılış amacı ile biçim ve yöntemlerinin belirlenmesi için çıkarılan TBB Avukatlık Staj Yönetmeliği’nin 22. maddesi Baronun Staj Eğitim Görevi” ni düzenlemekte, her baronun kendi örgütsel oluşumu içinde, stajyerin özgür, bağımsız, meslek ilkelerine bağlı, uygulamada karşılaştığı sorunları hukuk devleti ilkelerine ve hukukun üstünlüğü kurallarına uygun olarak çözümleyebilecek, adil ve etkin bir yargılamaya ulaşmak amacıyla yargının kurucu ögesi olarak görev yapacak avukatları yetiştirmek için staj eğitim çalışmaları yapma gereğini belirlemektedir.

    Bir bütün olarak ele alınması gereken staj eğitiminin, eğitim etkinliklerinin yanı sıra sosyal ve kültürel etkinliklerle de bütünleşmesi gereklidir.

    2.1.1 – Eğitim Etkinlikleri

    Eğitim etkinliklerini biri toplu eğitim diğer bireysel eğitim olarak iki alt başlık altında toplamak mümkündür.

    2.1.1.1 – Toplu Eğitim

    2.1.1.1.1 – Seçilen Modele Göre Seminerler Veya Konulu Eğitimler

    Bu bölümde baronun örgütsel yapısı, eğitime eğitici sıfatıyla katılacak avukat sayısı, baronun hukuk fakültelerine yakınlığı, dışarıdan gelecek eğiticilere yapabileceği ödemeler ve fiziki olanakları dikkate alınarak iki ayrı model uygulamak mümkündür.

    Birinci modelde, belli konularda seminer çalışmaları yaparak stajyerlerin temel hukuk konularını uygulamaya aktarmalarını sağlamak, uygulamada karşılaşılan sorunları tartışmak ve meslektaş adaylarını eğitmek mümkün olabilmektedir. Konular stajyerler arasında yapılacak anket uygulamaları dikkate alınarak, temel eğitim ilkeleri göz önünde bulundurularak saptanmalıdır. Bu çalışmaların süresi Yönetmeliğin 23. maddesine göre 60 saatten az olmamalıdır. Bu uygulamalarda başarılı olmak için mutlaka her seminer çalışmasından sonra pratik uygulama veya somut hukuk problemini çözümleme gibi çalışmalar yapılmalı, verilen yanıtlar okunup değerlendirilmeli ve stajyere geri verilmelidir.

    İkinci modelde, uygulamada önemli görülen 3 – 5 konu temel alınmalı, bu bölüm eğitim çalışmalarına ayrılacak zaman dilimi içinde verilen önem ve beklentilere göre bölünmeler yapılarak konulara ayrılacak zaman dilimleri saptanmalı, daha sonra konular bir disiplin içinde sunulmalıdır. Burada teorinin anlatılması yerine o konunun uygulamadaki akışı ele alınmalı, örneğin ceza yargılaması konu olarak seçilmiş ise ceza yargılamasının karakoldan başlayıp kararın infazına kadar geçen süreci uygulama içindeki örnekleriyle sunulmalıdır. Hukuk yargılaması konu edilmiş ise hukuki sorunun avukata gelişi, büro çalışması, araştırma inceleme teknikleri ile başlanmalı, dava açılması, cevap verilmesi, duruşmada dikkat edilecek noktalar, süreler, itirazlar, delil tespiti, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, tebligat gibi konular ele alınmalı ve kararlara itiraz yolları incelenerek çalışma yapılmalıdır. Bu çalışmaların da en az 60 saat olması gerekmektedir. Bu model daha nitelikli veya daha disiplinli eğitim çalışmasını gerektirdiğinden olanakları olan baroların uygulayabileceği model olarak düşünülmektedir. Bu tür çalışmanın başarılı olabilmesi için teoriden olabildiğince uzaklaşılmalı, uygulamaya karşılaştırmalı yöntemle inilmeli, uygulamaya inilme gerekçesiyle anılar programına dönüşme önlenmelidir. Konu başlıkları olarak ceza yargılaması uygulaması, hukuk yargılaması uygulaması, idari yargılama uygulaması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uygulamaları ve icra ve iflas uygulamaları önerilebilir.

    2.1.1.1.2 – Avukatlık Hukuku Ve Meslek Kuralları Eğitimi

    Baroların olanakları ne olursa olsun mutlaka bir sitem ve disiplin içinde verilmesi gereken eğitim çalışması olarak düşünülmelidir. Yöntem olarak lisans öğretimi kapsamında “Avukatlık Hukuku” dersleri müfredatı dahilinde çalışma yapılabileceği gibi, Avukatlık Yasası ve Meslek Kuralları madde bazında ele alınarak eğitim çalışması yapılabilir. Tavsiye olunanı yaklaşık 10 veya 12 bölüm halinde düşünülen avukatlık hukuku içeriğidir. Sunumların mutlaka uygulama içinden seçilecek somut örneklerle zenginleştirilmesi gerekmektedir. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun yayınlanmış kararları bu eğitim için birer hazine niteliğinde kaynak oluşturmaktadır. Ayrıca üstadımız Faruk Erem’in Ankara Barosu tarafından yayına sunulan “Meslek Kuralları Şerhi” vazgeçilmeyecek bir kaynaktır. Bu eğitim çalışmasının da en az 60 saatlik bir zaman dilimini kapsaması gerekmektedir. Bu konuya ilişkin somut öneri, her baro bünyesi içinde eğitime gönül veren ve zaman ayırabilecek durumda olan 5-10 deneyimli meslektaşı seçmeli, konuları bölüştürerek meslek hukuku eğitiminin verilmesini sağlamalıdır. Baro başkanları, yönetim ve disiplin kurullarında görev alan meslektaşlarımızın bu görev için uygun kişiler olduğu unutulmamalıdır.

    2.1.1.1.3 – Bilgisayar Ve Lisan Eğitimi

    Çağdaş ve günceli yakalayan avukatlar görmek istiyorsak yer vermemiz gereken bir başka eğitim konusu da bilgisayardır. Eğitimin kapsamı abartılmamalı en basit haliyle bilgisayarı kullanma, teknik olanaklarının en gerekli olanlarından yararlanma boyutunda eğitim verilmelidir. Eğitimin başarısı mutlaka bilgisayar üzerinde yapılmasına bağlıdır. Yeter sayıda bilgisayar ve öğretme yeteneği olan bir avukatın bu eğitime zaman ayırması eğitimin verilebilmesi için yetecektir.

    Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmeyi hedeflediği bir ortamda avukatlarımızın da mutlaka en az bir lisan bilmesi gerekmektedir. Hukuk öğreniminde bir iki fakülte dışında dersler Türkçe verilmekte, ayrıca etkili bir lisan eğitimi yapılmamaktadır. Stajyerin yabancı dilde eğitim veren bir kolej veya dengi okuldan mezun olmaması halinde bir yabancı lisanı kullanabilmesi ancak özel ilgi ile mümkün bulunmaktadır. Bu nedenle barolarımız staj eğitimi aşamasında stajyerlerine bu konuda yardımcı olmalıdır.

    2.1.1.1.4- Etkili İletişim - Toplum Önünde Konuşma Eğitimi

    Kalabalık anfi veya sınıflarda, yüzlerce öğürenciden oluşan bir ortamda, sadece tek yönlü anlatım türünde yapılan hukuk eğitimi, hukukçuları konuşma, düşüncelerini başkaları önünde rahatlıkla dışa vurma konusunda yetersiz kılmakta, bu da avukatı en azından bu alışkanlıkları elde edinceye kadar başarısız kılmakta, sorun yaşanmasına neden olmaktadır.

    Bunun için eğitim çalışmalarında stajyerlerin söz almaları sağlanmalı, rahat ve etkili konuşma, düşüncesini savunma olanakları yaratılmalıdır. Ayrıca bu konunun profesyonellerinden yararlanarak açılacak kurslardan stajyerler yararlandırılmalıdır. Bu tür çalışma için etkili iletişim anlamında beden dili, yüz yüze iletişimde bölgeler ve mesafeler, kişisel imaj, otorite oyunları, kıyafetler ve aksesuar, büro oturma gruplarının düzenlenmesi, toplantı masalarının seçimi, ses tonu, sözcükler, beynin kullanılışı, zihinsel performansın ölçümü, bilginin alınışı ve depolanışı, hatırlama ve unutma, dikkat ve konsantrasyon, olumlu düşünmenin algılama ve yaratıcılıkta rolü, stres kontrolü, zamanı yönetmek, alışkanlıklarımız, empatik iletişim, iletişim kazaları, gevşeme ve nefes teknikleri akla gelen konulardır.

    Doğru ve anlatımlı konuşma ile topluluk karşısında konuşma becerileri için güne hazırlık, diyaframın kullanılması, vurgu ve noktalamalar, Türkçe’nin özellikleri, ses temrinleri, ses uyumları, diksiyon, karşılıklı konuşma, dil bilinci, doğaçlama konuşma, etkili sunuş, sunuş türleri, sunuşta hareket ve duruş, sunuş hazırlıkları, konuşurken sesin kontrolü, itirazlara karşı başa çıkma teknikleri, sunumun kapatılması konuları önerilen konulardır.

    2.1.1.2 – Bireysel Eğitim

    TBB Staj Yönetmeliği’nin 29. maddesi stajyerin bireysel çalışma yapmasını ve hazırlayacağı raporun staj eğitimini veren kurulca kabul edilmiş olmasını öngörmektedir. Bu düzenlemeden hareketle stajyerin toplu eğitim çalışmasının yanı sıra bireysel anlamda çalışma yaparak seçilecek konu doğrultusunda, bilimsel araştırma tekniklerini kullanarak araştırma yapıp bunu rapor haline getirmesi gerekmektedir.

    Zorunlu olduğunu düşündüğümüz bu çalışmanın yapılabilmesi için baroca çıkarılacak yönetsel düzenlemelere gerek bulunmaktadır. İşleyişi ve yazım yöntemlerini gösterecek yönetsel düzenleme yapılarak, her stajyerin belli bir konuda araştırmaya yönlendirilmesi gerekmektedir.

    2.1.2 – Sosyal Ve Kültürel Etkinlikler

    Mesleğe ilk adım öncesinde geçirilecek bir yıllık süreçte en az eğitim çalışmaları kadar önemli olduğuna inandığımız bir diğer etkinlik de sosyal ve kültürel etkinliklerdir.

    2.1.2.1 – Konferans, Panel, Sempozyum Türü Etkinlikler

    Gerek baro gerekse staj eğitimi ile görevli kişi ya da kurulun yapacağı konferans, panel ve sempozyum türü etkinlikler ile stajyerlerin birbirinden bağımsız konularda özel bilgilere ulaşmaları sağlanmış olacak, özel konularda bilgi sahibi, olma olanakları doğacaktır. Konuların stajyerlerin ilgisini çekecek alanlardan seçilmesi, sunucuların yetenekleri, etkinliğin yapılacağı yer, gün ve saat beklenen verimi ve ilgiyi etkileyecek önemli nedenlerdir. Katılımı zorlama, sıklıkla yapma, baro politikası yönünden önemli sayılabilecek ancak stajyerlerin ilgisini çekmeyecek konular dikkat edilmesi gereken noktalardır.

    2.1.2.2 – Tiyatro, Bale, Konser Türü Sanatsal Etkinlikler

    Avukat toplum içinde etkin, örnek alınacak, lider konumunda olan bir meslek mensubudur. Bu nedenle geleceğin avukatlarının bu tür sanatsal etkinlikler içinde bulunması uygar düşünce ve görünüm için çok önem taşımaktadır. Bu tür kültürel zenginliklerden bir yıllık süre içinde mutlaka yararlanılmalıdır.

    2.1.2.3 – Sportif Etkinlikler

    Sporun güzellikleri içinde mesleki ve sosyal dayanışmayı geliştirmek amacıyla sportif etkinliklere önem verilmelidir.

    Yapılabilecek etkinlik türlerinin başında futbol gelmektedir. Mini halı saha veya çim sahalarda yapılacak futbol turnuvaları stajyerlerin takım oyunu oynama alışkanlıklarını arttırmakta, ortak amaç için uğraş verme yönünde kazanım elde etmelerine yol açmakta, kazanma halinde sevinci, kaybetme halinde üzüntüyü paylaşmayı öğretmektedir. Ayrıca kalıcı dostlukların doğmasına da yol açmasının yanı sıra sporun insan sağlığına olan olumlu etkilerini de hatırlamamıza neden olmaktadır.

    Staj grupları arasında yapılabileceği gibi barolar arasında da yapılabilecek bu etkinlikler mesleki dayanışmanın en güzel örneklerinin doğmasına yardımcı olmaktadır.

    Futbol dışında satranç, voleybol, basketbol gibi konularda da sportif etkinlikler yapılabilmektedir.

    Bu tür etkinliğin sorunsuz yapılabilmesi için müsabaka koşullarını ve kurallarını içeren bir yazılı düzenlemenin önceden yürürlüğe konulması zorunludur.

    2.1.2.4 – Kurgusal Duruşmalar

    Temsili duruşma, kurgusal duruşma yahut sanal duruşma gibi adlarla yurt içinde ve yurt dışında yaygın uygulama örnekleri olan bu konu da staj eğitimi içinde değerlendirilmeli, çıkarılacak bir yönetsel düzenleme ile belirlenecek konu çevresinde stajyerlerin takım oluşturarak yarışmaları sağlanmalıdır.

    Benzeri uygulamaların fakülte öğrenimi aşamasında da yapıldığı dikkate alınarak konuların daha profesyonelce seçilmesi, yönetsel düzenlemenin uygulama ile bütünleşmesine özen gösterilmelidir. Ayrıca başarılı olan stajyerlere mutlaka en uygun ortamda ödül verilmelidir.

    2.1.2.5 – Gezi, Gece, Piknik Türü Etkinlikler

    Stajyerler arasında sevgi, saygı ve güven ilişkisinin sağlanması için bu tür etkinlikler sıklıkla yapılmalıdır. Aynı fakültede okumalarına rağmen bir birini tanımayan stajyerlerin en kısa sürede kaynaşmaları, en azından bir birlerine isimleriyle hitap edecek derecede yakınlaşmaları hem staj eğitimini daha çekici hale getirecek, hem de sevgi, saygı ve güven ortamının doğmasına yol açacaktır.

    Birbirini tanımayan, ilgisiz, duyarsız bir avukat toplumunun ortadan kaldırılması, ilgili, sevecen, sıcak ilişkiler kurabilen, birbirine saygılı davranan, iyi ve kötü gününü paylaşan avukat toplumu yaratmak istiyorsak çok önem vermemiz gereken bu tür etkinliklerin olabildiğince yoğun olması gerekmektedir. Çalışırken dinlenme, moral depolama gibi özellikleri de olan bu etkinliklerin ekonomik olanaklar dahilinde, baroların da katkı sunduğu ortamlarda yapılması mümkündür.

    2.1.2.6 – Hobi Geliştirme Etkinlikleri

    İnsanları yaşama bağlayan, yaşam zevki veren, sıkıntılı gün ve anların aşılmasında etkili olan hobileri staj süresince oluşturma ve geliştirme, eğitimin bir parçası olarak düşünülmelidir. Yapılabilecek çalışmalara örnek olarak dans, fotoğraf, resim, müzik kursları ve benzeri etkinlikler verilebilir. Çoğu kez insanların yapmayı düşündüğü, ancak yaşama geçirmek için bir dürtü beklediği bu konularda baroca ayrılacak mekanlarda veya bu tür kursları veren mekanlarda özel koşullar yaratılarak yapılabilecek bu tür çalışmaların eğitim kapsamına alınması, dayanışma ve kaynaşma anlamında da yarar sağlayacaktır.

    2.2 – Mahkemelerde Eğitim

    Bir yıllık avukatlık stajının ilk altı ayı mahkemelerde yapılmaktadır (Av.Y.madde 15). Bu ilk altı aylık sürede stajın adalet komisyonunun gözetiminde yapılacağı (Av.Y. madde 24), stajyer hakkında yanında staj gördüğü hakimlerin Cumhuriyet Savcılarının stajyerin durumu, mesleki ilgisi ve ahlaki durumu hakkında belge düzenleyeceği (Av.Y. madde 24) yasaca öngörülen bir durumdur.

    Staj Yönetmeliği’nin 12. maddesi mahkemelerde yapılacak stajın sıra ve sürelerini belirlemekte, 13. madde ise stajın nasıl yapılacağını düzenlemektedir. Bu aşamada stajyerin, barosunca uygulanan eğitim programını aksatmadan duruşmalarda, keşiflerde, soruşturmalarda, kararın görüşülmesinde ve yazılmasında hazır bulunma yükümlülüğü bulunmaktadır.

    Ayrıca stajyerin hakim veya savcı tarafından kendisine verilen dosya ve kararları inceleyerek görgü ve bilgisini arttırması, istenildiğinde rapor hazırlaması yine Yönetmelikte öngörülmektedir.

    En ideal uygulamayı yansıtan bu düşünceler maalesef uygulamada yer bulamamaktadır. Yargıç ve savcılarımız iş yükü, çalışma yerlerinin darlığı, zamanlarının elvermemesi gibi nedenlerle stajyerlerle ilgilenememekte, eğitim için öngörülen modelin uygulama dışı kalmasına neden olmaktadır.

    Bu konuda Ankara için verebileceğimiz örnek iç açıcı değildir. Stajyerler kalem görevlisi gibi çalıştırılmakta, pul yapıştırma, evrak yerleştirme gibi işler yaptırılmakta yahut boş bulduğun yere otur ve duruşmaları izle denilerek eğitilmeye çalışılmaktadır. Mahkemelerde geçen ilk altı aylık süre genellikle hüsranla sona ermekte, pırıl pırıl gencecik insanlar onurları kırılmış, şevkleri gitmiş, hayalleri sönmüş bir durumda, karamsarlıkla ikinci altı aya başlamaktadır.

    Bu arada stajyerle ilgilenen, onlara meslektaş gibi davranan, onurlarını kırmadan yaklaşan ve birikimlerini stajyerlerle paylaşan değerli yargıç ve savcılarımıza bu vesileyle teşekkür ve şükranlarımızı iletmek istiyoruz.

    2.3 – Avukat Yanında Eğitim

    Avukatlık stajının ikinci altı ayı en az beş yıl meslek deneyimi olan bir avukat yanında yapılan eğitimle tamamlanmaktadır. Yanında staj yapılacak avukat ile ilgili olarak Yönetmelikte daha farklı özellikler aranmıştır. Yönetmeliğin 14. maddesine göre yanında staj yapılacak avukatın bağımsız bir bürosu olması, avukatlığa engel bir suçtan dolayı son soruşturma açılmasına karar verilmemiş olması veya avukatın geçmiş beş yıl içinde disiplin kurulunca verilmiş kesinleşmiş bir kararla para veya işten çıkarma cezası ile cezalandırılmamış olması gerekmektedir.

    Avukat yanında yapılacak staj bir bakıma staj eğitiminin temelini oluşturmaktadır. Stajyer çoğunlukla ilk kez bir avukatla tanışmakta, ilk kez bir avukat bürosu görmektedir. İş sahiplerine nasıl davranılacağını, konuşma üslubunun nasıl olacağını, nelere dikkat edileceğini, büro düzeninin nasıl olması gerektiğini, olayın nasıl dinlenileceğini, en doğal hak olan ücretin nasıl istenileceğini, araştırmanın nasıl yapılacağını, somut olaya soyut kuralın nasıl uygulanacağını, bu konulardaki altın kuralların neler olduğunu ve diğerlerini hep bu aşamada öğrenmektedir. Yanında staj yapılan avukat ilkeli ise, araştıran, okuyan ve sorgulayan avukat ise stajyerin geleceği aydınlık olmakta, meslek iyi bir avukat adayı kazanmakta, aksi olduğunda boşa geçen, kötü alışkanlıklara neden olan bir altı ay söz konusu olmaktadır.

    Avukat yanındaki eğitimin nasıl yapılacağı Yönetmeliğin 18. maddesinde ayrıntılarıyla belirtilmiştir. Bunların aynen uygulanması zorunludur. Bu konuda aksama olduğunda stajyerin yanında staj yaptığı avukatını en uygar davranış biçimiyle değiştirmesi çok değerli günlerin heba olmaması için gereklidir.

    Stajın bu aşamasında Baroya veya Staj Kuruluna yansıyan yakınmalar da bulunmaktadır. Mahkemelerde yapılan staja ilişkin olumsuzlukların yanı sıra bu olumsuzlukların da bilinmesi gereklidir. Bu sürede yanında staj yapılan bazı avukat meslektaşlarımızın stajyerlere sekreter gibi davrandığını, ikram yaptırdığını, özel işlerinde stajyerden yardım istediğini, meslektaş gibi görme yerine öğrenci gibi değerlendirdiğini, gereksiz ve aşırı samimiyetler yaratıldığını üzülerek öğrenmekteyiz. Sayıları çok az olan bu olumsuzlukların meslektaşlarımızın daha özenli davranarak aşılabileceğini düşünüyoruz.

    4667 Sayılı Yasa uygulamasının başlamasıyla yaşanan bir başka sıkıntı da barolarca uygulanan staj eğitim programının, yanında staj yapılan meslektaşlarımızca bilinmemesi nedeniyle stajyerin eğitim çalışmalarına katılmasının bazı sıkışık durumlarda engellenmesinde karşımıza çıkmaktadır. Gerek Yasa ve gerekse Yönetmelik barolarca uygulanan staj eğitim programının aksatılmaması koşuluyla mahkemelerde ve avukat yanında staj yapılacağını öngörmektedir. Bir öncelik tanınacaksa bunun baro eğitim çalışmaları olduğu açık bir anlatımla düzenlenmiştir. Bu kuralın da bu vesileyle hatırlatılmasında yarar bulunmaktadır.

    2.4 – Eğiticiler

    Eğitim çok önemli bir uğraştır. Eğiticinin belli bir birikime sahip olması eğitimde başarının ön koşuludur. Avukatlık stajı, bir meslek öncesi eğitimdir. Bu nedenle özellikle birikimli meslektaşların veya uygulamanın içinde kalan akademisyenlerin staj eğitiminde görev alması gerekmektedir. Yıllara dayalı uygulama örnekleri bunu ortaya koymaktadır.

    Asıl uğraş alanı avukatlık olan kişinin eğitim faaliyetinde görev alması halinde, eğitim formasyonundan yoksunluğu nedeniyle eğitme yetersizliği gibi sıkıntıların yaşanması da kaçınılmazdır. Bunun için sınama ve yanılma yolu bir yöntem olmakla beraber bunun da stajyerin kısa süreli eğitim çalışması sırasında yaratacağı olumsuzluklar büyük olacaktır. En iyi eğitim modelinin seçilmesine rağmen modeli yaşama geçirecek eğitici elemanlara sahip değilseniz başarıyı yakalamanız olanaksızdır. Bu sakıncaları aşmak için eğitime katılacak avukatların, yargıç veya savcıların temel eğitim bilgileriyle tanışmalarının sağlanması, kısaca eğiticilerin de eğitilmesi zorunludur. Bu konuda eğitime ilişkin temel kavramlar (eğitim, öğretim, öğrenme, iletişim, eğitim sürecinin özellikleri, kuram, ilke, yöntem, teknik, strateji, biçem model), öğrenme ilkeleri (uyarım, kavrama gücü, başarı, amaç, anlamlılık, katılım, tekrar), öğretim ilkeleri ( açıklık, öğrenen eylemi, bütünlük, yaşama yakınlık, düzeye uygunluk, bireyselleştirme, bütünlük, başarının güvence altına alınması, alıştırma, ekonomiklilik, özgürlük, otorite) ve benzeri konular çalışma konusu yapılabilir.

    2.5 - Fiziki Koşullar

    Staj eğitiminin başarılı olması, beklentilere yanıt verebilmesi için eğitim yapılacak mekanın iyi seçilmesi, gerekli teknolojinin kullanılması, not, makale, kitap gibi araçlarla desteklenmesi zorunludur.

    Stajyerlerin eğitim yaptıkları süre içinde bir araya gelebilecekleri, dinlenebilecekleri, en doğal gereksinimlerini giderebilecekleri yerlerin de sistemde yer alması gerekmektedir. Eğitimin içeriğine yönelik sayılanların hepsinin varlığına rağmen fiziki koşullarda sıraladıklarımızdan bir kısmının olmaması halinde beklenen verimin alınması olanaksızdır. Yapılacaklar bir bütün olarak düşünülmeli, stajyer moral anlamda hazırlanmalı, eğiticiler eğitilmeli, en yararlı ve uygulanması mümkün program seçilmeli ve yaşanabilecek olumsuzluklara rağmen ısrarla ve kararlılıkla düşünülenler uygulanmalıdır.

    2.6 – Ölçme Ve Değerlendirme

    Eğitimde başarı ancak ölçme ve değerlendirme ile mümkündür. Eğitim ne denli disiplinli yapılırsa yapılsın sonunda ölçüm yoksa beklenen başarı yakalanamaz. Bu işin doğasında vardır. Eğitim alanın başarıyı yakalaması için hazırlanması yahut başarısızlıkla karşılaşmaması için kendini sınava hazırlaması zorunludur.

    Staj eğitiminin model olarak düşünüldüğü ve normatif düzenlemelerin yapıldığı aşamada yasaya giren eğitim sonunda yapılacak sınav yakın zamanın en tartışılan konusu olmuştur.

    Sınavın bir süre ertelenmiş olmasının, tartışma konularının sorgulanmasına, düşünülmesine ve olası olumsuzlukların giderilmesine olanak yarattığı kabul edilmeli ve şimdiden üzerinde çalışılmalıdır. Sınavın kaçınılmaz olduğu artık ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliğinin ortak normları, başka ülkelerdeki uygulamalar, sistemli meslek öncesi eğitim ile gelinen nokta sınavın yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

    Kazanılmış hak mantığının kötü bir uygulaması olarak yasaya dönüşen erteleme süresi sona erene kadar yeni bir arayış başlatılmalıdır. Bu konuda yapılması gereken tek bir şey vardır. Staja başlamadan önce yapılacak bir ölçme. Avukatlık mesleği için önemli sayılacak bazı temel hukuk konularında teorik bilginin ölçüleceği bir sınav avukatlık mesleğinin gelişmesinin ve özlenen konuma gelmesinin ilk ayağı olacaktır. Yargıçlar ve savcılar için yıllarca önce uygulamaya geçen staj öncesi sınavın avukatlar için düşünülmemesi aynı görevi üstlenecek kişiler arasında haksız bir fark doğmasına yol açacak, avukatlığın daha az önemli bir meslek sayılmasına yol açacaktır.

    Sınavı yapacak olan makamın ÖSYM olması bu sınavda sakınca oluşturmayacak, sınav sorularını akademisyenlerin hazırlaması sınava girecekleri fazla rahatsız etmeyecektir.

    Sınav sonucunda belli bir başarıyı yakalayan stajyerlerin staja başlamasıyla eğitimde kalite artacak, çıta yükselecek ve bundan daha iyi öğrenim almış, daha iyi eğitilmiş avukatların mesleğe başlaması sonucu meslek kazanacaktır. Bunun halkımızın hukukunun korunmasına olumlu etkileri olacaktır.

    IV – SONUÇ VE ÖNERİLER

    Ülkede hukuk kurallarının tam olarak uygulanabilmesi, insan haklarına saygının sağlanması ve korunması, bireylerin işlerinde, evlerinde kısaca yaşamlarında hukuk kurallarının üstün kılınması, toplumsal barışın oluşması için savunmanın güçlenmesi, kurumsallaşması gerekmektedir.

    Savunmanın güçlenmesi ve kurumsallaşması iyi öğrenim görmüş ve iyi eğitilmiş avukatların varlığı ile mümkündür. Bu nedenle;

    - Öncelikle orta öğretimde temel hukuk dersleri verilmeye başlanmalı,
    - Hukuk öğreniminin verildiği, sayılarını bilmekte güçlük çektiğimiz hukuk fakültelerinin açılması bir süre dondurulmalı, öğrenim yapan fakültelerin standardı yükseltilmeli, yetersizlik durumunda birleştirilmiş öğretim uygulanarak iyi hukukçuların yetişmesi sağlanmalı,
    - Avukatlık mesleğini seçecek hukukçular meslek öncesi eğitime başlamadan önce sınava tabi tutulmalı ve belli bir başarıyı yakalayan hukukçular staja başlatılmalı,
    - Staj eğitimi en verimli model seçilerek, her türlü olanaklar kullanılarak ve uygulamada yaşanan olumsuzluklar giderilerek verilmeli,
    - Staj eğitimi sonunda soyut hukuk kurallarını somut olaylara uygulayabilme yeteneğinin değerlendirileceği, meslek kuralları bilgisinin ölçüleceği ve yasada var olan sınav yeniden sorgulanmalı ve amaca özgü değişiklikler yapılarak uygulanmalıdır.


    Av. Semih GÜNER


    * 1944 yılında Çanakkale’de doğdu.

    * 1970 yılında Ankara Hukuk Fakültesini bitirdi. 1973 yılından bu yana Ankara Barosuna kayıtlı olarak serbest avukatlık yapmaktadır.

    *1974 yılında Baro Dergisi Yayın Kurulunda görev alarak Baro çalışmalarına katıldı. Dergi yayın kurulundaki görevini üye, sorumlu müdür ve başkan gibi çeşitli sıfatlarla 15 yıl sürdürdü.

    *1978 yılında Baro Yönetim Kuruluna seçildi ve genel sekreter olarak görev yaptı.

    *1981 yılında ilk kez oluşturulan ABAYS Yürütme Kuruluna atandı ve bu Kurulda kesintisiz 15 yıl süreyle görev yaptı.

    * 1978 yılından itibaren 1136 sayılı Avukatlık Yasası değişiklik çalışmalarına katıldı. 2001 yılında TBB’ce çıkartılan Staj, Kredi ve Sınav Yönetmeliklerinin hazırlanmasında görev aldı.

    * 1994 ve 1995 yıllarında Staj Kurulunda gözetmen, 1998 yılından 2002 yılına kadar da “Ankara Barosu Staj Kurulu Başkanı” olarak görev yaptı.

    * 20 Ekim 2002 tarihinde yapılan Genel Kurulda Ankara Barosu Başkanlığına seçildi.

    * 1992 ve 2000 yılları arasında Başkent Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesinin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde Hukuka Giriş ile Ticaret Hukuku dersleri verdi. 1998 yılından bu yana Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğretim görevlisi sıfatıyla “Avukatlık Hukuku” dersini vermektedir.

    Turizm Mevzuatı, Turizm Hukuku, Hukuka Giriş, Hukukun Temel Kavramları, Kıymetli Evrak Hukuku, Avukatlık Mevzuatı, Avukatlık Hukuku adlı yayınlanmış kitapları, avukatlık hukuku üzerine çok sayıda makalesi ve tebliği bulunmaktadır.
    Konu avukat tarafından (https://www.hukukforum.com/member/7-avukat Saat 06.04.2009, 12:07 ) değiştirilmiştir.

  • #2
    keşke tüm bu hususlara riayet edilse... benim kuzenim erzincan barosunda yaptı stajını, hiç bir şey öğrenememiş stajında

    Yorum yap

    Hazırlanıyor...
    X